Soranus Tüp Bebek Merkezi

Tüp bebek tedavilerinin uygulanmaya başlandığı günden itibaren birçok umutsuz hastayı çocuk sahibi yapması Dünya üzerinde büyük yankılar oluşturmuş ve birçok insanın da son umut olarak tedavi başvurusu yapması kaçınılmaz olmuştur. Her yeni gün geliştirilen tedaviler, giderek artan tedavi merkezi sayısı ve düşen maliyetlerle birlikte tüp bebek tedavileri günümüzde hem daha başarılı hem de daha kolay ulaşılabilir yöntemler haline gelmiştir.

İlk dönemden itibaren getirdiği yenilik ve umut ışığının yanında, tedaviyle ilgili birçok sorun da meydana gelmiştir. Bunların başında ise tedaviyi ticari emellerine alet etmek isteyen, yanlış yönlendirmelerle insanların yanlış bilgilenmesine ve bazen de düş kırıklığı yaşamasına sebep olan odaklar gelmektedir.

Başta ABD, İngiltere, Fransa ve Avustralya olmak üzere hemen her ülkede yalan yanlış reklamlarla kandırılan insanlar olmuştur. “Kısırlık Sorunu Bitti!”, “Artık sıra Genetik Bebek’te!” benzeri sloganlar dahi kullanılmış, çoğu zaman buna medya organları da alet edilmiştir. Oysa sağduyulu hiçbir merkez ya da doktor hastalara mucize vaat etmemektedir ve bundan sonra da etmeyecektir. Sözünü ettiğimiz ülkelerde öncelikle kontrol mekanizmaları oluşturulmuş ve tedaviyi müsait yerlerde uygulamayan, maddi çıkar gözeten bu türden yerlerin kapatılması için gereken yasalar çıkarılmıştır.

Bu türden durumların oluşmasındaki en büyük faktörler, ilk yıllarda tedavi uygulaması yapan merkez sayısının azlığı ve maddi boyut sebebiyle herkes tarafından ulaşılamaz oluşudur. Merkez sayısı ve konu ile ilgili uzman sayısının da artmasıyla birlikte her geçen yıl tedavi maliyeti düşürülmüş ve daha çok hastaya ulaşılabilmiştir. Türkiye’de ise tüp bebek tedavisi 1988 yılında uygulanmaya başlamış, sözünü ettiğimiz sıkıntılar her daim mevcudiyetini sürdürmüş ve ne yazık ki henüz azalmamıştır. Tedavi merkezi sayısı sadece İstanbul’da 40 civarındadır ve büyük şehirlerde giderek artmaktadır. Umut tacirliği yapan ve maddi çıkar peşinde koşarak insanlara maddi-manevi zarar veren çevreler sorunu, çözülmeyi bekleyen sıkıntıların belki de başında gelmektedir.

Günümüzde tedavi olan hastaların uygun şekilde bilinçlendirilmeleri ve olumlu ya da olumsuz her durum hakkında yeteri ölçüde bilgilenmeleri sağlanmalıdır. Yine günümüzde 1992 yılı öncesine göre daha çok hasta üzerinde başarılı olunmasını sağlayan mikroenjeksiyon yönteminin de %30 oranlarında canlı doğum sağlayabileceği ile biyolojik ve genetik bebek vaat etmediği hususu hastalarca bilinmelidir.

Hastaların maddi ya da manevi şekilde mağdur olmasında tedavi merkezlerinin etkin olduğu söylenebilir. Zira birbiriyle rekabet edebilmek adına bazı Merkezler başarı oranlarını çarpıtabilmekte ve hastaları bu şekilde etkilemeye çalışmaktadır. Hastaların güven duygusuna da zarar veren bu yaklaşıma son verilmeli ve tüm merkezler bu tip tutumlardan vazgeçerek ortak paydada birleşmelidir.

Bütün bu olumsuzluklara neden olan çevrelerin kontrol mekanizmaları tarafından denetlenmeleri ve her türlü istismara karşı korunmaları şarttır. Türkiye’de bu türden sorunların henüz çözülemediğini bir kez daha anımsayacak olursak, gerekli kurumlar aracılığıyla yetkin komisyonlar kurulmasının yarar sağlayacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Tabip Odaları ile Türk Jinekoloji Derneği böyle bir yapının oluşturulmasında rol alarak olumlu sonuçlar alınmasını sağlayabilecek kapasitededir.










Published in TÜP BEBEK
Perşembe, 23 Şubat 2012 11:17

Tüp bebek hazırlık aşamaları.

Kadında normal koşullar altında her ay bir yumurta hazırlanır. Eşlerde gebelik şansını azaltan bir neden yoksa, bu bir yumurta ile en fazla %25 gebelik elde edilebilir. Bu gebeliklerin %5'i sağlıklı olmadığı için kaybedilir ve %20 çocuk dünyaya gelir. Biz tüp bebek tedavilerinde gebelik şansı azalmış, sorunlu çiftlerle uğraşıyoruz. Bu nedenle her ay doğal olarak gelişen bir yumurta ile elde edebileceğimiz gebelik oranı bu değerleri aşamaz. Çünkü biz gebelik yaratma potansiyeli azalmış sperm ve yumurtalarla uğraşıyoruz. Bu nedenle gebelik şansını makul bir düzeye getirebilmek için, özel tedavilerle birden fazla yumurta oluşturuyoruz. Kontrollü over hiperstimülasyonu dediğimiz bu tedavilerin birkaç çeşidi vardır. Kadın yaşı, yumurta sayısı ve durumuna göre bunlardan biri seçilir. Bu yöntemlerle geliştirilen yumurtalar döllenmeye uygun hale gelince vücut dışına alınır.

Yumurtaların vücut dışına alınması eskiden laporoskopi denilen bir operasyonla gerçekleştirilirdi. Bu işlem günümüzde bu amaçla çok nadiren kullanılır. Artık günümüzde yumurtaların dışarı alınması ultrason eşliğinde vajina içinden yumurtalıklara girilen bir iğne aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Bu işlem biraz ağrılıdır. Bu nedenle genellikle genel anestezi ile yapılmaktadır.

Yumurtalar yumurtalıkta follikül adını verdiğimiz sıvı dolu boşluklarda bulunur. Yumurta bu boşluğun bir köşesinde, granulosa hücresi dediğimiz hücrelerle çevrelenmiş halde bulunur. Yumurta ve çevresindeki granulosa hücresine kumulus oophorus adını veriyoruz. Tam yumurtlamaya yakın dönemde kumulus oophorus follikül duvarından ayrılarak follikül sıvısına geçer. Biz yumurta alırken bu follikül sıvısını alıyoruz. Follikül sıvısıyla birlikte kumulus oophorus içindeki yumurta da dışarı alınmış oluyor. Alınan follikül sıvısı hemen laboratuarda incelemeye alınır ve follikül sıvısının içerisinde yumurta aranır. Bulunduğu zaman da ayrılıp başka bir kaba alınır.

Resim 1 de yumurtanın, yumurtalıktan alındığı anda mikroskop altındaki görünümü vardır. Yumurta yoğun bir hücre grubunun ortasında koyu siyah bir bölge olarak görülür. Burası yumurtanın kendisidir. Yumurta insan vücudunun en büyük hücresidir. Çevresinde bizim granulosa hücresi dediğimiz yumurtalığın diğer hücreleri bulunur. Granulosa hücrelerinin yumurtanın yumurtalıkta gelişmesi sırasında çok önemi vardır. Ama vücut dışına alınıp, dölleme sürecine geçilince pek bir önemi kalmaz. Biz mikro enjeksiyon işlemi sırasında yumurta çevresindeki granulosa hücrelerini temizliyoruz. Eğer yumurtaya mikroenjeksiyon yapmayıp klasik tüp bebek yapacak isek o zaman granulosa hücreleriyle kaplı kumulus oophorus halinde kullanıyoruz. Çevresine spermleri yerleştiriyoruz ve kendi kendine döllemesini bekliyoruz. Ama mikroenjeksiyon yapacaksak, bu granulosa hücrelerini yumurtanın etrafından uzaklaştırıp yumurtayı olduğu gibi ortaya çıkarmamız lazım.

Resim 2 de çevresindeki granulosa hücreleri temizlenmiş bir yumurta hücresi görülmektedir. Bu resimde de görüldüğü gibi yumurtanın etrafında kalın bir tabaka vardır. Zona pellucida adını verdiğimiz bu tabaka, yumurtayı bir süre dış etkilerden korur. Glikoprotein yapısındadır. Döllenme sonrası, yumurta bölünerek çoğalırken hücrelerin birbirinden ayrılmasını önler.

Zona pellucida ile yumurta arasında saat 12 hizasında çok ufak, yuvarlak bir hücre daha vardır. Bu hücreye kutup cisimciği diyoruz. Yumurta gelişim aşamasında 46 kromozom içerir. Döllenmeye hazır hale gelince bu kromozomların yarısı, yani 23 tanesi, yumurta dışına atılır. Bunlar kutup cisimciğini oluşturur. Yumurtanın çevresinde kutup cisimciğinin olması, yumurtanın döllenmeye hazır olduğunu gösterir. Kutup cisimciği görülmeyen yumurtalar olgunlaşma sürecini tamamlamamıştır. Bu nedenle döllenemezler. Kutup cisimciği oluşmuş yumurtalara metafaz 2 aşamasına gelmiş yumurta diyoruz. Döllenebilme yeteneğini kazanmış yumurtalar bunlardır. Resim 3 ve 4 de olgunlaşmamış yumurta hücreleri görülmektedir. Tüp bebek işlemi sırasında toplanan yumurtaların bir kısmı bu olgunlaşma sürecini tamamlamamış ve döllenme yeteneği olmayan yumurtalardır.

Mikroenjeksiyon yönteminde gerek döllenme, gerekse de gebelik oranları klasik tüp bebek yöntemine göre daha yüksektir. Bu nedenle Türkiye'deki tüp bebek merkezlerin büyük bir kısmında genellikle mikroenjeksiyon yapılır.

Mikroenjeksiyon işleminden önce spermler meninin içerisinden videoda gösterildiği gibi özel yöntemlerle ayrılır.

 

 

 

 

Daha sonra bu spermlerin en canlı ve sağlıklı olanları alınır, PVP dediğimiz yoğun bir ortama konulur. Bu ortamda sperm hareketleri çok yavaşlar. Ardından bu ortamda spermlerin kuyruğunu kırma işlemi yapılır (aşağıda). Bunun iki amacı vardır.

 

 

 

  • Kuyruk kırılınca sperm hareketi durur. Bu şekilde sperm mikroenjeksiyon pipeti içine uygun bir şekilde alınır (video13).

     

     

  • Daha önemli olanı ise, kuyruk kırma işlemi spermlere yumurtayı dölleme yeteneğini kazandırır. Kuyruk kırılmadan yapılan mikro enjeksiyonlarda döllenme ve gebelik oranları oldukça düşüktür. Bu işlemi o nedenden dolayı yapıyoruz.

Kuyruğu kırıldıktan sonra döllemeye hazır hale gelmiş spermi mikro pipetin içine alıyoruz. Aşağıda mikroenjeksiyon işleminin videoları bulunmaktadır.

 

 

    

 

Videolarda sol tarafta görülen cam pipet yumurtayı sabit, hareketsiz tutmaya yarar. Sağdaki cam pipetin içerisine ise kuyruğu kırılmış spermi alıyoruz. Daha sonra bu pipetle yumurtanın zona pellucida dediğimiz dış kabuğunu ve hücre zarını delerek yumurtanın içine giriyoruz. Yumurtanın içerisine girdikten sonra yumurtanın sitoplazma dediğimiz sıvısından bir miktar pipet içine alıyoruz. Ardından spermle birlikte tekrar geri veriyoruz.

Bu işlemden aşağı yukarı 18 saat sonra döllenmenin olup olmadığına bakıyoruz. Döllenmenin gerçekleştiği yumurta hücresinde iki çekirdek belirir ve ikinci bir kutup cisimciği atılır. Çekirdeklerin biri anneden gelen, diğeri babadan gelen kromozomları içerir. Şekil 5 de döllenmiş bir yumurta hücresi görülmektedir.

Mikroenjeksiyondan yaklaşık 25 saat sonra döllenmiş yumurta bölünerek çoğalmaya başlar. Şekil 6 da ikiye bölünmüş bir yumurta görülmektedir. Bölünme daha sonra da devam eder. Şekil 7 de dörde bölünmüş bir yumurta hücresi görülmektedir. Dış kısımda yine zona pellucida dediğimiz kabuk görülmektedir. Bölünerek çoğalma bundan sonra da devam edecektir. Şekil 8 de sekize bölünmüş bir yumurta hücresi görülmektedir.

Genellikle Türkiye’de ve dünyanın birçok merkezinde embriyo transferi bu aşamada yapılır. Embriyo transferi sırasında dikkat edilecek bazı noktalar vardır. Elimizdeki embriyolar arasında hangi embriyonun gebelik yaratacağını kesin olarak gösteren bir yöntem maalesef mevcut değil. Sadece gebelik şansı daha yüksek olan embriyoları belirleyebiliyoruz. Ama bu belirleme kesin değildir. Bazen gebelik şansı yüksek gözüken embriyonun aksine gebelik şansı düşük gözüken embriyodan gebelik elde edilebilir. Bu nedenle gebelik şansını artırmak için birden fazla embriyo transferi yapılabilir. Birden fazla embriyo transferi gebelik oranını artırır, ama önemli bir sakıncası vardır. Çoğul gebeliklere neden olabilir. Bazen transfer edilen embriyoların tümü tutabilir. Özellikle ikiden fazla embriyonun tutunması sonucu oluşan üçüz, dördüz veya daha yukarı sayıdaki çoğul gebelikler hem anne, hem de bebekler için tehlikelidir. Bu tür gebeliklerde düşük ve erken doğum oranı tekiz gebeliklerle kıyaslandığında kabul edilemeyecek kadar yüksektir. Hastalar gebe kalır, ama canlı bebek elde edilemez. Bu nedenle dünyanın hiçbir yerinde artık bu yöntem kabul görmemektedir. Bu durumda yapılabilecek birkaç şey vardır.

  • Transfer edilen embriyo sayısını 3 ile sınırlamak. Eğer transfer edilen embriyoların hepsi tutunursa bunlardan bir veya iki tanesini gebeliğin erken dönemlerinde almak. Fetoredüksiyon denilen bu yöntemi biz kliniğimizde kullandık. Fakat Sağlık Bakanlığı 06.03.2010 yılında bir yönetmelik yayınladı ve bu işlemin uygulanmasını özel durumlar dışında yasakladı.
  • Embriyoların transferini beşinci güne ertelemek bir diğer yöntemdir. Bu yöntemi 2003-2005 arasında bizde uyguladık. Ama sonuçlarından pek memnun kalmadık. Bunun üzerine terk ettik. Türkiye’de bazı klinikler bu yöntemi hala deniyorlar.
  • Az sayıda (bir veya iki) embriyo transfer edip, geri kalan yumurtaları dondurarak saklamak bir başka yaklaşımdır. Eğer transfer edilen yumurtalardan gebelik elde edilemez ise, geri kalan dondurulan yumurtalar çözülerek transfer edilir. Bu yöntemde hem çoğul gebeliklerden kaçınmak, hem de yüksek gebelik oranı elde etmek mümkündür. Bizim genelde tercih ettiğimiz yöntem budur.

Embriyo transferi ağrısız bir işlemdir. O nedenle işlem sırasında anestezi gereği yoktur. Genellikle karından yapılan ultrason eşliğinde gerçekleştirilir. Transferden sonra hastanın 30-60 dakika istirahatını öneriyoruz. Ardından günlük yaşantısına dönebilir. Biz hastanın uzun süreli yatmasının bir faydası olduğuna inanmıyoruz.

 

oophorus

 

Resim 1: Kumulus oophorus içindeki yumurta hücresi

 

 

 

olgun-yumurta

 

Şekil 2: Kumulus oophorus’ta çevre granulosa hücreleri temizlendikten sonraki olgun yumurta hücresi. Saat 11 hizasında kutup cisimciği görülmektedir.

 

 

olgun yumurta

 

Şekil 3: Olgunlaşmasını tamamlamamış yumurta hücresi. Kutup cisimciği yoktur.

 

 

olgunlasmin-yumurta

Şekil 4: Olgunlaşmasını tamamlamamış yumurta hücresi. Kutup cisimciği yoktur

 

hucre-cekirdek

Şekil 5: Döllenmiş yumurta hücresi. Hücre içinde iki çekirdek görülmektedir. Saat 9 civarındada iki kutup cisimciği vardır.

bolunme

 

Şekil 6: İkiye bölünmüş yumurta hücresi

 

dorde-bolunme

Şekil 7: Dörde bölünmüş yumurta hücresi

 

sekize-bolunme

 

Şekil 8: Sekize bölünmüş yumurta hücresi

 

 

 

Tüp Bebek Aşamaları

Aşağıdaki Resimlere Tıklayınız 

 

tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları
tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları
tüp bebek aşamaları

Published in TÜP BEBEK
Çarşamba, 24 Ağustos 2011 14:13

Tüp bebek kaç lira

Tüp bebek yaptırmak istediğimizde ne kadara mal olur ilaçlar dahil ayrıca ayrıntılı olarak neler yapıldığını öğrenmek istiyorum

Sayın D. D.

Tüp bebek tedavisinde üç çeşit masraf var.

  1. Tüp bebek tedavi ücreti,
  2. Yumurta geliştirmek için kullanılan ilaçlar,
  3. Tüp bebek tedavisi öncesi veya işlem sırasındaki tahlil ücretleri.

İlaç ve tahlil ücreti hastadan hastaya değişir. Bu nedenle toplam ücret genelde 4000-5500 TL arasında tutar. Ayrıntılı görüşmek isterseniz 0224 232 24 70 nolu telefondan randevu alıp gelebilirsiniz. Yüz yüze görüşmenin daha yararlı olacağını düşünüyorum. Detayları bu şekilde daha iyi açıklayabilirim. Görüşmelerimiz ücretsizdir.

Dr. Serbülent Orhaner

Published in SIK SORULAN SORULAR
Çarşamba, 19 Aralık 2007 03:00

Tüp Bebek Nedir?

Tüp bebek   kadın ve erkeğe ait üreme hücrelerinin vücut dışı koşullarda döllenmesi ve ardından döllenmiş yumurtanın tekrar rahme yerleştirilmesiyle gebelik elde etmeyi amaçlayan bir tedavi yöntemidir. Doğal yollardan veya basit tedavilerle gebe kalamayan çiftlerde uygulanır.

Bu yöntemde, erkek ve kadın üreme hücreleri insan vücudundaki doğal koşullara benzer bir ortamda döllenme işlemine tabi tutulur. Dölleme iki şekilde yapılır.

  1. Yumurtanın bulunduğu ortama belirli sayıda sperm bırakılarak, bunların yumurtayı döllemesi beklenir. Bu klasik tüp bebek dediğimiz yöntemdir.
  2. Her bir yumurtanın içine bir tane sperm, mikroskop altında ve özel yöntemlerle yerleştirilir. İntrastoplazmik sperm enjeksiyonu denilen bu yötem kısaca mikroenjeksiyon diye de anılır.

Mikroenjeksiyon yönteminde döllenme ve gebelik oranları daha yüksektir. Bu nedenle Türkiye'deki klinikler genellikle bu yöntemi kullanırlar. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık %75 inde döllenme oluşur. Embryo veya cenin olarak da adlandırılan bu döllenmiş yumurtalardan en iyi üç tanesi daha sonra kadın rahmine yerleştirilir.

Embriyolar, rahim ağzından geçirilen ve kateter denilen ince bir plastik boru aracılığı ile ile anne rahmine yerleştirilir. Bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50'sinde gebelik oluşur. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanır. Tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40'ında çocukları olur. Bu oran birçok uygulama sonucu % 70 - 80'lere çıkabilir. Geri kalan % 20 - 30'luk grup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamaz.

Tüp bebek yöntemlerinde gebelik şansını artırmak için, çeşitli ilaçlarla kadının yumurtalıklarında birden fazla yumurta hazırlanır. Birden fazla sayıda embriyonun rahim içine yerleştirilmesi (embriyo transferi) gebelik şansını artırmaktadır. Gebelik oranları, bir embriyo yerleştirildiğinde yaklaşık %20, üç embriyo yerleştirildiğinde ise %40 -50 civarında).

Merkezimizde özel durumlar dışında rahim içine üç embriyo yerleştirilir.

Tüp bebek, ilk yıllarda enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmıştır.  Kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır hale gelmiştir. Bugün için, her türlü kısırlık sorununun çözümünde son tedavi aşamasıdır. Endometriozis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta, tüp bebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınır.

Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir umut ışığıdır.

Tüp Bebek Aşamaları


Tüp Bebek Aşamaları

Tüp Bebek Aşamaları

Aşağıdaki Resimlere Tıklayınız 

 

tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları
tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları
tüp bebek aşamaları

Published in TÜP BEBEK
Çarşamba, 19 Aralık 2007 01:00

Tüp Bebek Aşamaları

Tüp bebek tedavisi ekibin ve çiftin katılımını gerektiren uzun ve yorucu bir süreçtir. Bu alanda yaşanan anlamlı gelişmelere rağmen maalesef tedaviye başlayan her çiftte hamilelik olması olanaksızdır. Tedavinin başarısı direkt olarak kadının yaşına ve yumurtalık rezervi ile ilgilidir.

Yeterli sayıda yumurta üreten ve 39 yaşından küçük kadınlarda 3 tedavi siklusu sonrası kümülatif gebelik beklentisi %80 civarındadır. Bir başka deyişle tedaviye başlayan 100 çiftten yaklaşık 80 tanesinin 3 deneme sonrası çocuk sahibi olmaları beklenir. 

Buna karşılık 39 yaşından büyük kadınlarda özellikle yumurtalık rezervinin azaldığı durumlarda sonuçlar can sıkıcı olabilir ve kümülatif gebelik oranları %10 - %30 arasında değişmektedir. 


Tüp bebek tedavileri artık tüm dünyada standartlaşmış 3 temel adımdan oluşur. Tedavi yumurtalıkların çok sayıda yumurta hücresi üretmeleri amacıyla uyarılması ile başlar. Sonraki adım ise bu yumurtaların toplanması ve embryo oluşturmak üzere döllenmesidir. Döllenmeden sonra embryolar annelerinin rahmine transfer edilecekleri ana kadar 3-5 gün süreyle laboratuvardaki inkübatörlerde saklanırlar. Transferden 10-12 gün sonra gebelik testi yapılır.

Tedavi protokollerinin standart olmasına rağmen gebelik sonuçlarında, laboratuvar koşulları, tıbbi ekibin deneyimi ve embryo transfer politikalarından köken alan büyük farklılıklar bulunur. Tüp bebek merkezleri rakipleri ve hastalar tarafından daha fazla sayıda embryo transfer etmeleri için baskı altındadırlar. Ancak bu durum çoğul gebelik oranlarında tehlikeli bir artışa neden olmaktadır. Pek çok Avrupa ülkesinde ve Avustralya'da bir hastaya transfer edilebilecek embryo sayısını kısıtlayan yasal zorunluluklar mevcuttur. Türkiye'de bu tür bir yasal durum söz konusu değildir.  39 yaşından genç kadınlarda ikiden fazla iyi kalitede embryo transfer edilmesini tercih etmiyorum.  Sadece embryo kalitesi istenilenin altındaysa, daha önceden başarısız tüp bebek denemeleri mevcutsa ve kadının yaşı 39 ve üzerindeyse 3 embryo yerleştirebiliyoruz.

Tüp Bebek Aşamaları

Tüp Bebek Aşamaları

Tüp Bebek Aşamaları

Aşağıdaki Resimlere Tıklayınız 

 

tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları
tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları
tüp bebek aşamaları

Published in TÜP BEBEK
Salı, 10 Ekim 2006 23:15

İlaçsız Tüp Bebek (IVM)

Yumurtaların Laboratuar Ortamında Olgunlaştırılması
IVM 1990 lı yılların sonlarından itibaren kullanılmaya başlamış olan bir yöntemdir.  IVM de kısa süreli ilaç kullanımı veya hiç ilaç kullanılmadan toplanan olgunlaşmamış yumurtlar dış ortamda olgunlaştırılır ve daha sonra döllenerek transfer edilir.

 

İlk olarak ilaçlara aşırı cevap veren polikistik over sendromlu kadınlarda ilaç kullanılmadan tüp bebek yapılmak amacı ile ortaya atılmıştır.

Polikistik over sendromlu kadınlar yumurtalıkları uyaran ve gonadotropin adı verilen ilaçların etkisine aşırı hassas olup ovarian hiperstimülasyon sendromu (OHSS) adı verilen ve hastaneye yatarak tedavi gerektirebilen bir komplikasyona eğilimlidir.  Özellikle de gebelik olduğu zaman gebeliğin salgıladığı hormonlar ilaçlar ile uyarılmış olan yumurtalıkları daha da uyararak karın boşluğu içine sıvı sızmasına ve kanda pıhtılaşma problemlerine yol açmaktadır.  İlaçlar ile yumurtalıklar uyarılmadan tüp bebek yapıldığı zaman ise OHSS riski ortadan kalmaktadır. 

 

IVM halen dünyada az sayıda merkezde uygulanmaktadır.  Kanada da Toronto şehrinde ve Kore de Seul şehrinde IVM uygulayan merkezler vardır.  IVM'in ilaç ile yapılan Tüp Bebeğe üstünlüğü ilaç kullanımının olmamasıdır.  Buna karşın IVM ile gebelik oranları ilaç ile yapılan tüp bebeğe oranla daha düşüktür.

IVM'in potansiyel avantajlarına rağmen yaygınlaşmamasının temel nedeni başarı oranlarının istenen düzeyde olmamasıdır.  Yeni ve daha gelişmiş IVM kültür vasatlarının devreye girmesi ile bu tekniğin yaygınlaşması kaçınılmazdır.  IVM'in özellikle bazı gazetelerde bildirildiği üzere daha önce başarısız tüp bebek uygulaması olan kadınlar ve yumurtalıkları ilaçlara zayıf cevap veren kadınlarda kullanımı ile ilgili bilimsel kanıt yoktur.

Published in TÜP BEBEK
Cumartesi, 30 Eylül 2006 14:06

Doğal Siklusta Tüp Bebek

Doğal SiklusOn yılı aşkın süredir süredir ülkemizde uygulanmakta olan yardımcı üreme teknikleri sayesinde, binlerce kısır çiftin çocuk sahibi olma rüyası gerçekleşti. Standart uygulamaların dışında, daha kolay ve ucuz yöntem arama çalışmalarıda bu sırada devam etmektedir. Bu çalışmalardan biride de ilaçsız tüp bebek uygulamasıdır.

Tüp bebek tedavisindeki temel masraflardan birisi yumurta geliştirmek için kullanılan ilaçlardır. Bu şekilde birden fazla yumurta geliştirilen hastalarda, transfer edilebilecek yumurta sayısı artmaktadır. Bu yumurtalardan birden fazlasının transfer edilmesi, çoğul gebelik riskini artırmakla beraber, geblik oranlarınıda artırmaktadır. Bu nedenle tüm dünyada standart tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır.

Fakat bu tedavi protokollerine iyi cevap vermeyen hasta gruplarıda vardır. Normal de doğal sikluslarda bir yumurta gelişirken, bu hasta grubunda tüm uğraşımıza ve kullanılan onca ilaca rağmen, bir veya iki yumurtadan fazlası gelişmemektedir. Ayrıca bu yumurtaların kalitesi de iyi olmamaktadır. Sonuçta döllenme oranları düşük kalmakta ve transfer yapılabilen hastalarda elde edilen gebelik oranları da düşük kalmaktadır. Bunlar özellikle menopoza yakın hastalar ile erken yumurtalık yaşlanması olan hastalardır.

Normalde düzenli adet gören ve her ay bir yumurta gelişen, fakat ilaç tedavisi ile yumurta sayısı ve kalitesinin artırılamadığı bu hasta grubunda standart tedaviyi uygulamak yararsızdır. Bu hastalarda hiç ilaç kullanmadan kendiliğinden gelişen yumurtayı olgunlaşınca almak ve mikroenjeksiyon yöntemi ile döllemek doğal siklusta tüp bebek tedavisi olarak adlandırılır. İlaç masrafıda olmadığı için bu grup hastlarda daha makul bir seçenektir.

Yalnız doğal siklusta vücudun kendi yumurta geliştirme sistemi çalıştığı için, yumurtanın döllenmeye hazır olduğu anı belirlemek çok zordur. Bazen planlanan yumurta alımı işlemi sırasında, yumurtlamanın daha önceden gerçekleştiği görülür. Bu da mikroenjeksiyon işlemi için yumurta olmaması anlamına gelir.

Yumurta toplama işleminin gerçekleştirilebilmesi ve sağlıklı kullanılabilir bir yumurtanın elde edilebilmesi için, yumurtanın belirli bir olgunluk seviyesine ulaşmış olması, ancak çatlamamış olması gerekiyor. Klasik tüp bebek tedavilerinde yumurtanın son olgunluğuna kavuşması, hCG hormonu içeren ilaçların enjeksiyonuyla sağlanıyor. Bu ilacın yapılmasını takiben 30 - 36 saat içerisinde yumurtalar son olgunluklarına kavuşurlar. Ancak ilaçtan 40 - 44 saat sonra yumurtalar çatlıyor. Dolayısıyla yumurta toplama işlemi yaklaşık 36. saatte gerçekleştirilmeli.

Natürel siklusta ise yumurta belirli bir büyüklüğe ulaştığında, yumurtlama uyarısına neden olan LH hormonu seviyesi yükselerek yumurtanın son olgunluğuna ulaşmasını ve çatlamasını sağlıyor. Ancak LH hormonunun ne zaman yükseldiği çok iyi takip edilmeli. hCG ilacı ile sağlanan programdan farklı olarak, natürel siklusta LH hormonu yükselip en üst seviyesine ulaştıktan 24 saat sonra yumurta çatlıyor. Bu nedenle eğer LH hormonu takip edilmezse yumurta çatlayacağından, toplama işlemi ile yumurta elde etmek imkanı olmaz.

İdeal bir takipte, yumurta yaklaşık 17 mm boyutuna ulaştıktan sonra, LH hormonu yükselmeden hCG ilacı verilerek yumurta toplama işlemi programlanabilir. Eğer LH hormonu daha önce kendiliğinden yükselirse, bu durumda hormonun en üst seviyeye ne zaman ulaştığı belirlenerek 24 saat dolmadan yumurta toplama işlemi gerçekleştirilmeli. Eğer yumurta toplama işlemi erken yapılırsa olgun olmayan bir yumurta elde edilecek ve tedavide başarı şansı belirgin derecede azalır. Aksine, eğer toplama işlemi için gecikilirse yumurta çatlamış olacak

Doğal siklusta ICSI uygulamalarında gebelik şansı belirli bir seviyede kalıyor. Normal şartlarda, çocuk sahibi olmak isteyen 100 çiftten her ay ancak yirmisinin gebelik elde edebildiğini biliniyor. Diğer bir deyişle her ay normal gebelik şansının %20 olduğu kabul ediliyor. Natürel siklusta ICSI uygulaması ile bu başarı şansının üstüne çıkmak mümkün olmaz. Deneyimlerimiz bu hasta gruplarında ancak %10 civarında gebelik elde edilebidiğini göstermektedir. Ancak bu oran, embriyo transferi yapılan hastalar için elde edilen gebelik oranıdır. Tedaviye başlayan hastaların yaklaşık %60 ında yummurta elde edilebilir. Her yumurta döllenmez. Ancak tedaviye başlayan hastaların yaklaşık %40 ında transfer edilebilecek embryo elde edilebilir. Bunlarında            %10 unda gebelik olduğu göz önüne alınırsa, tedaviye giren hastaların ancak %4 ünde gebelik elde edilebileceği görülür.

Sonuç olarak, natürel siklusta ICSI uygulaması kısıtlı başarı şansına karşın, tedavi şansını sürdürmek isteyen çiftler için kolay ve daha az masraflı bir tedavi alternatifidir. İlaç kullanılmaması ve her ay kendiliğinden seçilerek büyüyen yumurtanın takip edilmesi, daha iyi kalitede bir yumurta elde edilmesini sağlıyor. Aynı sebeplerle tedavi daha pratik ve daha az zahmetli bir hal kazanıyor. Tedavinin en büyük dezavantajı, tek yumurtanın elde edilmesi süresince karşılaşılan riskler ve tek embriyonun rahim içerisine tutunma şansının kısıtlılığı nedeniyle başarı şansının düşük olması. İleri yaş kadınlarda tek yumurta ve tek embriyo elde edilse dahi genetik inceleme büyük önem taşıyor. Natürel siklus uygulaması alternatifi, yumurtalık rezervi düşük olan hastalarda mutlaka değerlendirilmelidir.

Published in TÜP BEBEK

Merkezimizden Kareler

İletişim & Adres

Adres: Dikkaldırım Mah. 1. Değirmen Cad. N:22/2A Osmangazi/BURSA

Tel: 0224 232 24 70

Fax: 0224 232 24 75

Email: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Danışma Formu
Acil sorularınız için: 0224 232 24 70
1000 sola karakterler