Gebelik Konuları

Hamilelerde Vücuttaki Değişimler.

Gebelik sırasında anne vücudunda bir çok değişiklikler meydana gelmekte ve bu değişiklikler gebeliğin başlamasıyla birlikte başlayıp ilerleyen haftalarla, aylarla birlikte devam ederek, büyüyerek, çeşitlenerek sürmektedir.  Bu değişiklikleri bilmek çok önemlidir çünkü daha önce gebelik olmayan dönemde yaşadıklarından farklı şeyler annenin vücudunda olmaktadır.  Bunların hangilerinin normal, hangilerinin anormal olduğu, ne zaman anne sağlığını tehdit eden bir hastalık tehlikesinin söz konusu olduğunu anlayabilmek için bu doğal değişiklikleri iyi bilmek gerekir.  Bu değişikliklerin bir kısmı gebelik olmayan dönemlerde eğer karşımıza çıkarsa hastalık olarak yorumlanabilir ama gebelikte tamamen normaldir.  Ek olarak bu değişiklikler belirli hastalıkları taklit edebilir, belirli hastalıkları gizleyebilir veyahut belirli hastalıkların şiddetini arttırabilir.  Özellikle annenin bu konuda bilgi sahibi olması çok önemlidir çünkü bir sorun olup olmadığına ilk başta annenin kendisi karar verir.

Kilo alımı: Gebelikte anne vücudunda ortaya çıkan değişimlerin bir kısmı metabolik sistemde olur.  Bunun en belirgin göstergesi anne kilo almasıdır.  Sağlıklı giden gebeliklerde annelerin ortalama 13 kilo civarında kilo aldığını gözlemliyoruz.  Bu ortalama bir değerdir bu değerin 2 kilo altı veya üstüde normal sınırlar içerisindedir yani annenin 11 kilo ile 15 kilo arasında kilo arasında kilo alması normaldir.  11 kilonun altında 15 kilonun üstünde kilo alımların normal sınırlar dışında olduğunu düşünüyoruz.  Özellikle burada üst sınırdan ziyade benim için alt sınır çok daha tehlikeli. Çünkü annenin ideal olarak alması gereken kiloyu almadığı gebeliklerde bebekler sıklıkla gelişme geriliği sorunuyla karşılaşıyor. Annelerin çoğu aşırı kilonun tehlikeli olduğunu düşünürken aslında yetersiz kilo almak özellikle bebek sağlığı açısından çok daha tehlikelidir.
Bu alınan kilolar hangi nedenlerden oluyor diye şöyle bir değerlendirdiğimiz zaman bunun yarıya yakını, hatta bazen daha fazlasının su olduğunu görüyoruz. Gebeliğin son dönemlerinde anne vücudunda yaklaşık 6- 6,5 litre civarında su birikir. Bu suyun aşağı yukarı yarısı, yani 3-3,5 litresi bebeğe ait dokularda bulunur.
• Bebeğin kendisinde.
• Bebeği anneye bağlayan, anne ile ilişki kurmasını, anneden beslenmesini sağlayan bebek vücudunda ortaya çıkan zararlı maddelerin anne tarafından alınıp yok edilmesini sağlayan plasenta dediğimiz organda.
• Birde bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı dediğimiz bir sıvı var. Bu sıvıdan oluşuyor 3-3.5 litre sıvı.
Geri kalanı ise annenin kendi vücudunda birikiyor. Annenin vücudunda biriken bu suyun önemli bir kısmı annenin kan hacminin artmasından kaynaklanıyor. Gebelik sırasında annenin kan hacmi %40-45 oranında artıyor. Anne vücudundaki biriken suyun önemli bir kısmı burada bulunuyor. Ek olarak hücre dışı sıvı hacminde de artış olur. Hücre dışı sıvısı hücrelerin dış kısmında bulunan ama damar içinde bulunmayan sıvıdır. Sonuç olarak gebeliğin son dönemlerinde anne vücudunda 6-6,5 litre su birikimi oluşur ve bu tamamen doğaldır.

Özellikle hücre dışında biriken su yer çekimine bağlı olarak hareket edebilir. Gebeliğin ilerleyen haftalarında yer çekiminin de etkisiyle günün ilerleyen saatlerinde bacaklara doğru inerek ayaklarda şişliğe neden olur. Ödem diye adlandırdığımız bu ayaklardaki şişlik bazı hastalıklarında belirtisidir. Bu nedenle gebe olmayan bir insanda görüldüğünde, ödemin nedeni muhakkak araştırılmalıdır. Fakat gebeliğin ileri dönemlerinde, günün ilerleyen saatlerinde annelerin büyük bir kısmında doğal olarak gözlenir. Bu nedenden dolayı her bacaklardaki şişliği hastalık olarak yorumlamak doğru değildir. Burada hastalıkla doğal şişliği ayırmanın bazı ölçütleri vardır. Bunlardan bir tanesi, istirahat sonrası patolojik olmayan ödemin kısa bir sürede ortadan kalkmasıdır. Doğal, fizyolojik olan sıvı birikmesine bağlı bacaklardaki şişlik özellikle sabah saatlerinde pek görünmez. Ama patolojik nedenlerle karşımıza çıkan vücuttaki sıvı birikmesi, şişlik, ödem sabah saatlerinde vardır. Gerçek şiddeti azalmakla birlikte sabah saatlerinde de vardır. Ek olarak yine patoloji sıvı birikmesinde vücudun diğer bölgelerinde de şişlik oluyor. Bunu ayırmanın, bunun farkına varmanın en güzel yollarından bir tanesi ellerde şişlik olmasıdır. Ellerde şişlik olduğu zaman yüzük dar gelmeye başlar. Bu normal ile anormali ayırmak için önemli bir kriterdir.
Bunun dışında annelerin vücudunda belirli ciddi miktarlarda protein birikim de olur. Gebeliğin son dönemlerinde annenin vücudunda aşağı yukarı 1000 gram civarında protein birikir. Bunun yine yarıdan fazlası bebeğe aittir. Bebeğin kendisinde, plasenta dediğimiz organda, büyüyen rahimde bulunur. Geriye kalanı da anne vücudunda konumlanıyor. Özellikle annenin kan hacmi artıyor demiştik. Kan iki kısımdan oluşur. Plazma dediğimiz sıvı kısmı ve hücre kısmı. Her iki kısımda gebelikte artar. Özellikle kan hücreleri ciddi miktarda protein içerir. Anneye eklenen proteinin önemli bir kısmı kanda bulunur. Onun dışında meme dokuları yeni süt bezleri yapımı için gelişirken, yine buralarda da belirli bir protein birikimi söz konusudur. Protein metabolizmasında karbonhidratla ve yağlarla bağlantılı olarak şöyle bir önemli nokta vardır. Protein hayatın önemli yapı taşlarından bir tanesi. Dolayısıyla yeteri kadar alınması lazım sağlıklı bir gebelik için. Yalnız alınan proteinin yapı taşı olarak kullanılabilmesi için başka amaçla kullanılmaması gerekir. Proteinler sadece yapı taşı olarak değil, aynı zamanda enerji amacıyla da kullanılır. Eğer anne enerji veren diğer maddeleri yeteri kadar almazsa, yani karbonhidratları ve yağları yeteri kadar almazsa o zaman yapı taşı olarak kullanılması gereken proteinleri enerji amacıyla kullanır. O zaman proteinlerin etkin kullanımı ortadan kalkar. Dolayısıyla proteinleri etkin olarak kullanabilmesi için annenin aşırıya gitmese bile yeterli miktarda karbonhidratı ve yağı alması lazım ki proteinler amaca uygun kullanılabilsin. Gebelere önerilen bazı diyetlerde bu düşünceye son derece ters öneriler bulunabiliyor. Bunların çok yanlış olduğuna inanıyorum
Gebelikte vücudun karbonhidrat kullanımı gebelik öncesi dönemden ciddi farklılıklar gösterir. Gebelerde açlık döneminde kan şekeri gebelik dışındaki döneme göre daha fazla düşme eğilimindedir. Dolayısıyla daha şiddetli bir açlık yaratılır. Buna karşılık yemek yendikten sonra her insanda gözlenen şeker yükselmesi gebelerde gebe olmayanlara göre daha uzun süre devam eder ve şekerin anne dokuları tarafından kullanılması çeşitli mekanizmalarla engellenir. Bunun nedeni bebeğin enerji açısından karbonhidratlara özellikle glukoz denilen şekere ileri derecede bağımlı olmasıdır. Bebekler enerji veren maddeler açısından son derece seçicidirler. Yetişkin insanların enerji elde etmek amacıyla kullandığı bir çok maddeyi kullanamazlar. Özellikle bebek beyni enerji amacıyla sadece glukoz kullanır. Eğer anne glukozu kullanırsa, bebek için yeterli glikoz kalmaz. Bu nedenle gebelik sırasında bebek anne metabolizmasını o şekilde değiştirir ki anne karbonhidratları ve de özellikle glukozu yeteri kadar kullanamaz. Bu bebeğin kullanımına sunulsun diye. Buda doğanın getirdiği değişikliklerden bir tanesi.
Bir diğer önemli nokta yağ metabolizmasında meydana gelen değişiklikler. Annelerde gebelik sırasında yağ dokusunun arttığı herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Buna bağlı bir kilo alma, bir şişmanlama söz konusudur. Kolesterol düzeyleri artıyor. Kolesterol alt guruplarında artmalar var. trigliserit dediğimiz gruplarda artmalar var. Burada da doğanın temel amacı uzamış açlık dönemlerinde veyahut yeterli besin bulunmayan dönemlerde anne ile bebeği bu cins enerji eksikliklerine karşı korumak. Anne ile bebeğinin sigortası onlar. Çünkü günümüzdeki gibi besin maddeleri eskidende çok miktarda yoktu. Devamlı besin temin etmek çok zordu. İnsanların özellikle eski dönemlerinde, eski çağlarda bu koruyucu mekanizma olmasaydı annelerin ve bebeklerin sağlıklı bir şekilde gebelikleri geçirebilmeleri mümkün olmazdı ve insan denilen canlı türü belki bu günlere gelemezdi. Bu değişikliklerin altında progesteron dediğimiz bir hormon yatıyor. Progesteron plasenta tarafından sentezlenen ve salgılanan bir hormon. Progesteron aracılığı ile bebek anne beyninin açlığı algılamasını ve yağları kullanmasını değiştiriyor. Yani dolayısıyla annenin kilo alması çok tehlikeli bir olay değil bence. Doğumdan sonra plasenta ayrılıyor ve progesteron düşmeye başlıyor. Bu dönemden sonra annenin yağ arzusu ortadan kalkıyor ve vücutta yağlarının azaltılması yönünde değişiklikler oluyor.
Birde asit baz dengesinde bazı değişiklikler var. Gebelikte annelerin nefes almaları hızlanır. Bunun sonucunda vücuttan karbondioksit daha etkin atılır. Oksijen daha fazla vücutta bulunur. Buna bağlı olarak vücut sıvılarında hafif baz ortama doğru bir kayma eğilimi görülür. Ama burada esas önemli nokta bebekten karbondioksit ve diğer yan ürünlerin daha etkin olarak uzaklaştırılması ve daha yüksek miktarda oksijen vermektir.

Sonuç olarak dengeli beslenmenin özellikle üzerine basmak istiyorum. Çünkü son yıllarda dengeli, iyi ve sağlıklı beslenmek denildiğinde yağların ve karbonhidratların diyetten çıkartılması, neredeyse yok denilebilecek düzeylere kadar çıkarılması düşünülüyor. Bu doğru değildir. Her besin maddesi yeterli miktarda diyette bulunmalıdır. Hayat sadece proteinle geçmiyor.

Dr Serbülent Orhaner

1956 Ankara
1979 Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
1979-1980 Ankara Bâlâ ve Kırşehir’de Sağlık Ocağı Hekimliği
1980-1984 Uzmanlık Eğitimi HÜ Tıp Fakültesi Kadın Hst. Ve Doğum AD ANKARA
1984-1990 Kırklareli Devlet Hastanesi Kadın Hst. Ve Doğum Uzmanı KIRKLARELİ
1990-1994 Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hst. Ve Doğum AD, Yard. Doçent EDİRNE
1995-1996 SFA Kadın Sağlığı Merkezi Kadın Hst. Ve Doğum Uzmanı BURSA
1996-1998 Vatan Hastanesi Kadın Hst. Ve Doğum Uzmanı BURSA
1998- SORANUS Kurucu Ortağı ve Sorumlu Müdürü BURSA
2001 İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Kadın Hst. Ve Doğum AD
Üremeye Yardımcı Teknikler Klinisyen Sertifikasyon Eğitimi

Merkezimizden Kareler

İletişim & Adres

Adres: Dikkaldırım Mah. 1. Değirmen Cad. N:22/2A Osmangazi/BURSA

Tel: 0224 232 24 70

Fax: 0224 232 24 75

Email: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Danışma Formu
Acil sorularınız için: 0224 232 24 70
1000 sola karakterler