Gebelik Konuları

Anne ve Çocuk Sağlığı - Bebek Kayıpları

Anne ve çocuk sağlığı ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlıdır. Çocuk sağlığı olumsuz yönde etkilendiği zaman, örneğin çocuğun ciddi hastalıkları, ciddi sağlık sorunları ortaya çıktığı zaman annenin sağlıklı kalabilmesi çoğu zaman mümkün değildir. Anne sağlığını kaybettiği zaman da çocuğun sağlıklı kalabilmesi mümkün değildir. Bu nedenden dolayı dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde anne ve çocuk sağlığı birlikte ele alınan kavramlardır. Bizim ülkemizde de böyledir. 1950'li yıllardan itibaren bu soruna ortak bir bakış açısı ile yaklaşılmaktadır. Özellikle 60-70'li yıllardan sonra uygulama alanında daha etkin gelişmeler olmuştur. Fakat hala çözmemiz gereken ciddi sorunlarımız vardır.

Anne ve çocuğun sağlığı niye birbirleriyle bu kadar bağlantılı? Bebek ölümleri ile ilgili, bebek sağlığı ile ilgili çalışmalar şunu gösteriyor. Doğumda veya sonrasında annesini kaybeden yeni doğan çocukların, özellikle az gelişmiş ülkelerde, büyük bir kısmı daha bu yeni doğan dönemini bile atlatamadan kaybedilmektedir. Az gelişmiş ülkelerde bu rakamın %60-70'lerde olduğu ifade ediliyor.  Bunun çeşitli nedenleri vardır. Anne sütü bunlardan biridir. İkincisi toplum organize değildir. Geride kalan bebeğin bakımı ve sağlığıyla anne gibi ilgilenebilecek yakınların olması çok zordur. Bu konuda organize sağlık kuruluşları, kamu destekli kurumlar ortada yok. Dolayısıyla bu çocukların bu çok hassas dönemlerinde bakımları kesin olarak aksıyor. Zaten her türlü olumsuz etkiye, dış etkilere, enfeksiyonlara karşı hassas olduğu dönem. Bunlardan birisiyle karşılaştığı zamanda maalesef kısa sürede hayatını kaybediyor bu yavrular.
Onun dışında yine anne ölümlerinin gerçekleştiği dönemde 5 yaşının altındaki çocukların da daha ileri dönemlere ulaşabilme şansı yine azalıyor. Dolayısıyla anne sağlığı ve bebek sağlığını birbirinden ayırmak hemen hemen mümkün değildir.
Dünyada yılda 500 bin civarında anne ölümü olmaktadır. Rakamlar ağızdan çıkarken çok iyi anlaşılmayabiliyor ne ifade ettiği, ama bunun aşağı yukarı günde her 4 saatte bir kalkan 250-300 yolcu taşıyan bir uçağın devamlı düşmesine benzetebiliriz. Bir başka senaryo aklınıza getirebilirsiniz. Otobüsler kalkıyor 30 dakika aralarla ve bu otobüsler devamlı kaza yapıyor. Kaza sonucunda otobüsün taşıdığı bütün insanlar ölüyor ve bu sürekli olarak devam ediyor. Bu büyük bir trajedi, büyük bir facia. İnsanların dünyanın neresinde olursa olsun bunun karşısında sessiz kalabilmeleri, tepki göstermemeleri, onları çözmeye yönelik önlemler almamaları mümkün değildir. Ama olay anne ölümü olunca, bu durum eski tarihsel dönemlerden beri doğal bir olay olarak algılanmış. Tanrı takdiri olarak düşünülmüş. Bunun sonucunda da bunların üzerine çok fazla gidilmemiş. Ama bence bu ölümler doğal ölüm değil. Tanrı taktiri değil. Bunlar tamamen ecelsiz ölüm. Çok basit önlemlerle ve çok basit toplumsal organizasyonlarla engellenebilecek konular. Akıl kullanılarak önlenilebilecek durumlar. İşte bunlar önlenmiş olsa bu annelerin çocuklarının uğramış olduğu bebek kayıpları da engellenmiş olur.

Bebek kayıpları temelde üç dönemde ortaya çıkıyor.
• Rahim içi dönem,
• Erken yenidoğan dönemi,
• İlk bir yaş içinde.
Rahim içi dönemde ortaya çıkan bebek kayıplarının bir kısmı bebeğin maruz kaldığı doğuştan gelen sakatlıklardan kaynaklanır. Bunların büyük bir kısmına bir şey yapabilmek mümkün değildir. Fakat bu bebeklerin küçümsenmeyecek kadar önemli bir kısmını, gebelik izlemleri sırasında saptamak mümkündür. Bu yolla bu ailelerin ileride telafisi mümkün olmayan acılara maruz kalmaması yönünde önlemler alınabilir.
Rahim içi dönemdeki bebek kayıplarının bir kısmı da erken doğum, anne karnında gelişme geriliği, annedeki hipertansiyon gibi nedenlerden kaynaklanır. Bunlar iyi bir gebelik izlemi ve bakımıyla olumlu sonuçlandırılabilir.
Erken yeni doğan dönemindeki kayıpların büyük bir kısmı gebelik sırasında veya doğum sırasında ortaya çıkan ve bizim komplikasyon adını verdiğimiz istenmeyen olayların sonucu gelişir. Bunların büyük bir kısmı iyi bir gebelik bakımı ve doğumun uygun koşullarda gerçekleştirilmesiyle önlenebilir.
Burada annelere ve ailelere de büyük bir görev düşüyor. Çünkü bu olaylar sadece doğum anıyla ilgili değildir. Gebeliğin başından itibaren başlayıp gebeliğin sonuna kadar ideal koşullara mümkün olduğu kadar yakın sağlık takiplerinin yapılması ve doğumun ideal koşullarda gerçekleştirilmesi gerekir. Eğer aile bu hizmetlere ulaşmada istekli davranmazsa bizim elimizden bir şey gelmez. Doğum sonrası bakımların da ihmal edilmeden gerçekleştirilmesi çok önemlidir.
Doğumdan hemen sonraki erken yeni doğan dönem kayıpları gebelik izlemlerinin ve doğumun gerçekleştiği ortamın kalitesiyle çok yakından ilgilidir.
Ondan sonraki ilk ay bunlara ek olarak çocuk bakımının, anne eğitiminin önem kazanmaya başladığı dönemdir. Enfeksiyonlar, beslenme bozuklukları ve bunlara bağlı hastalıkların artık yavaş yavaş kendini göstermeye başladığı dönemdir. Bu dönemde annenin olmaması çok kötü işte o açıdan. Çünkü o çocuğun anlık ihtiyaçlarını başka hiç bir insan anne gibi yerine getiremez. Ardından da 5 yaşa kadar geçen çocukluk dönemi geliyor. Bu dönemde de enfeksiyon hastalıkları en büyük bebek kayıp nedenleri.
Dolayısıyla bebek sağlığının, çocuk sağlığının çağdaş düzeye getirilebilmesi için gebeliğin doğum hekimliğiyle bağlantılı olarak başlaması şarttır. Ek olarak gebeliklerin önce akılcı bir şekilde planlanarak Allah verdi olsun diye değil de, biz çocuk istiyoruz, bir evlat istiyoruz diye daha önceden planlanarak, anne buna hazırlanarak, aile buna hazırlanarak denenmesi gerekir. Gebelik olduktan sonra deneyimli hekimlere ve kurumlara başvurulması, gebeliğin onların gözetiminde götürülmesi gerekir. Doğumlar gelişmiş olanaklara sahip hastane koşullarında gerçekleştirilmelidir. Anne doğum sonu iyi bir bakım almalıdır.
Bu önlemlerle anne ve bebek ölümleriyle ilgili trajedilerin büyük bir kısmı önlenebildiği görülecektir.

Dr Serbülent Orhaner

1956 Ankara
1979 Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
1979-1980 Ankara Bâlâ ve Kırşehir’de Sağlık Ocağı Hekimliği
1980-1984 Uzmanlık Eğitimi HÜ Tıp Fakültesi Kadın Hst. Ve Doğum AD ANKARA
1984-1990 Kırklareli Devlet Hastanesi Kadın Hst. Ve Doğum Uzmanı KIRKLARELİ
1990-1994 Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hst. Ve Doğum AD, Yard. Doçent EDİRNE
1995-1996 SFA Kadın Sağlığı Merkezi Kadın Hst. Ve Doğum Uzmanı BURSA
1996-1998 Vatan Hastanesi Kadın Hst. Ve Doğum Uzmanı BURSA
1998- SORANUS Kurucu Ortağı ve Sorumlu Müdürü BURSA
2001 İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Kadın Hst. Ve Doğum AD
Üremeye Yardımcı Teknikler Klinisyen Sertifikasyon Eğitimi

Merkezimizden Kareler

İletişim & Adres

Adres: Dikkaldırım Mah. 1. Değirmen Cad. N:22/2A Osmangazi/BURSA

Tel: 0224 232 24 70

Fax: 0224 232 24 75

Email: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Danışma Formu
Acil sorularınız için: 0224 232 24 70
1000 sola karakterler