Perşembe, 19 Ekim 2017 16:55

Embriyo Transferi

Tüp bebek tedavilerine başvuran çiftlere tüm prosedürlerin uygulanmasının ardından son olarak transfer işlemi yapılır. Anestezi uygulamasına gerek duyulmayan transfer işlemleri, tedavi alacak hastanın durumuna göre iki, üç ya da beşinci günlerde yapılır.

Transfer uygulaması öncesinde hasta ultrasonografi uygulamasının daha doğru işlemesi açısından dolu bir mesane ile beklemelidir.

Birçok ülkede transfer edilecek embriyo sayısına sınırlama getirilmiş ve çoğul gebelik durumu engellenmeye çalışılmıştır. Günümüzde birçok ülkede transfer edilecek embriyo sayısı en fazla 3 olarak belirlenmiştir.

Embriyo transferinde belirlenen sayı hastanın durumuna bakılarak belirlenir ve bu sayı ortalama 1 ila 3’tür.

Transfer işlemi uygulanan hastalar kendileri için ayrılmış odalarda en fazla 1 saat süreyle istirahat eder ve o gün içerisinde evlerine dönebilirler.

Tedavi uygulayan merkezlerden bazılarının transfer işlemi yapılan hastalara gebelik elde edilen zamana dek istirahat önerdiği bilinmektedir ancak bunu doğrulayan bir veri mevcut değildir. Genel görüş uyarınca hastalar tedavi bitiminin ardından günlük hayatlarına dönebilirler.
Published in TÜP BEBEK
Tüp bebek tedavilerinin uygulanmaya başlandığı günden itibaren birçok umutsuz hastayı çocuk sahibi yapması Dünya üzerinde büyük yankılar oluşturmuş ve birçok insanın da son umut olarak tedavi başvurusu yapması kaçınılmaz olmuştur. Her yeni gün geliştirilen tedaviler, giderek artan tedavi merkezi sayısı ve düşen maliyetlerle birlikte tüp bebek tedavileri günümüzde hem daha başarılı hem de daha kolay ulaşılabilir yöntemler haline gelmiştir.

İlk dönemden itibaren getirdiği yenilik ve umut ışığının yanında, tedaviyle ilgili birçok sorun da meydana gelmiştir. Bunların başında ise tedaviyi ticari emellerine alet etmek isteyen, yanlış yönlendirmelerle insanların yanlış bilgilenmesine ve bazen de düş kırıklığı yaşamasına sebep olan odaklar gelmektedir.

Başta ABD, İngiltere, Fransa ve Avustralya olmak üzere hemen her ülkede yalan yanlış reklamlarla kandırılan insanlar olmuştur. “Kısırlık Sorunu Bitti!”, “Artık sıra Genetik Bebek’te!” benzeri sloganlar dahi kullanılmış, çoğu zaman buna medya organları da alet edilmiştir. Oysa sağduyulu hiçbir merkez ya da doktor hastalara mucize vaat etmemektedir ve bundan sonra da etmeyecektir. Sözünü ettiğimiz ülkelerde öncelikle kontrol mekanizmaları oluşturulmuş ve tedaviyi müsait yerlerde uygulamayan, maddi çıkar gözeten bu türden yerlerin kapatılması için gereken yasalar çıkarılmıştır.

Bu türden durumların oluşmasındaki en büyük faktörler, ilk yıllarda tedavi uygulaması yapan merkez sayısının azlığı ve maddi boyut sebebiyle herkes tarafından ulaşılamaz oluşudur. Merkez sayısı ve konu ile ilgili uzman sayısının da artmasıyla birlikte her geçen yıl tedavi maliyeti düşürülmüş ve daha çok hastaya ulaşılabilmiştir. Türkiye’de ise tüp bebek tedavisi 1988 yılında uygulanmaya başlamış, sözünü ettiğimiz sıkıntılar her daim mevcudiyetini sürdürmüş ve ne yazık ki henüz azalmamıştır. Tedavi merkezi sayısı sadece İstanbul’da 40 civarındadır ve büyük şehirlerde giderek artmaktadır. Umut tacirliği yapan ve maddi çıkar peşinde koşarak insanlara maddi-manevi zarar veren çevreler sorunu, çözülmeyi bekleyen sıkıntıların belki de başında gelmektedir.

Günümüzde tedavi olan hastaların uygun şekilde bilinçlendirilmeleri ve olumlu ya da olumsuz her durum hakkında yeteri ölçüde bilgilenmeleri sağlanmalıdır. Yine günümüzde 1992 yılı öncesine göre daha çok hasta üzerinde başarılı olunmasını sağlayan mikroenjeksiyon yönteminin de %30 oranlarında canlı doğum sağlayabileceği ile biyolojik ve genetik bebek vaat etmediği hususu hastalarca bilinmelidir.

Hastaların maddi ya da manevi şekilde mağdur olmasında tedavi merkezlerinin etkin olduğu söylenebilir. Zira birbiriyle rekabet edebilmek adına bazı Merkezler başarı oranlarını çarpıtabilmekte ve hastaları bu şekilde etkilemeye çalışmaktadır. Hastaların güven duygusuna da zarar veren bu yaklaşıma son verilmeli ve tüm merkezler bu tip tutumlardan vazgeçerek ortak paydada birleşmelidir.

Bütün bu olumsuzluklara neden olan çevrelerin kontrol mekanizmaları tarafından denetlenmeleri ve her türlü istismara karşı korunmaları şarttır. Türkiye’de bu türden sorunların henüz çözülemediğini bir kez daha anımsayacak olursak, gerekli kurumlar aracılığıyla yetkin komisyonlar kurulmasının yarar sağlayacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Tabip Odaları ile Türk Jinekoloji Derneği böyle bir yapının oluşturulmasında rol alarak olumlu sonuçlar alınmasını sağlayabilecek kapasitededir.










Published in TÜP BEBEK

Merkezimizden Kareler

İletişim & Adres

Adres: Dikkaldırım Mah. 1. Değirmen Cad. N:22/2A Osmangazi/BURSA

Tel: 0224 232 24 70

Fax: 0224 232 24 75

Email: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Danışma Formu
Acil sorularınız için: 0224 232 24 70
1000 sola karakterler